X
Menu

Bilimin Amacı ve Kapsamı

Bilimin Amacı ve Kapsamı

Bilimin Amacı ve Kapsamı

Bilimin özünü oluşturan bilgi, bilen ile bilinen, özne ile nesne arasında bağ kurma süreci ve sonunda elde edilen üründür. Bağ kurma ise önce algılama, ardından anlama ve nihayetinde ise açıklamayla gerçekleşir. Ünlü düşünür Hans Reichenbach, bilgiye yönelişin insanlık tarihi kadar eski olduğunu söyler. Sosyalleşmenin başlaması ve günlük ihtiyaçları karşılama arzusu, araç kullanımını “bilme isteğine” yol açmıştır. Çünkü bilgi, çevremizdeki tüm nesneleri denetlemek ve kullanmak için gereklidir.
Bilim ise “evrenin ve olayların sistemli olarak bilinmesi” ve “bazı olgu veya olay kategorilerine ait iyi düzenlenmiş bilgiler bütünü” olarak tanımlanmaktadır. Bir başka ifadeyle; yoklanabilecek, deneye vurulabilecek bir bilginin kapsamı olan her şey, doğa, toplum, insan ve düşünce üstünde kesin veya ancak yaklaşık olan nesnel bilgilerin tümüdür. Çeşitli duyusal tecrübeleri mantıksal düşünce sisteminin gerektirdiği şekilde düzene sokmak amacıyla yapılan faaliyetlerdir.

İngiliz Bilimler Akademisi üyelerinden Colin A. Ronan, bilimi, “büyük bir entelektüel macera” olarak tanımlamaktadır. Ronan’a göre,

“Bilim yapmak için, gözlemler neticesi elde edilen delillere dayalı, sıkı bir disiplin ile şekillenmiş canlı ve yaratıcı bir hayal gücü gerekir.”

Çünkü bilim, gerçekler arasında kurulan mantık ilişkilerinden oluşan, bir varsayım veya bir teori ortaya koymaya imkân veren sistemdir.

Konuya felsefi açıdan yaklaşan bir başka tanıma göre bilim; yöntemle elde edilen ve pratikle doğrulanan bilgidir. Evreni mantıksal kavramlarla açıklar. Göreli bir bağımsızlığa sahip bu kavramlar, sürekli insan pratiğiyle nesnel dünyaya bağımlı kılınmadıkları takdirde, kendi kendine yeter duruma gelme ve gerçeklerden kopma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bilimsel gelişmenin ilk koşulu, eylemsel pratikle düşünsel teorinin karşılıklı ve sürekli etkileşimidir. Bilimin itici gücü, toplumun üretim ihtiyaçlarıdır.
Bir bilgi yığını değil, düşünme yöntemi olan bilimi, mantık, matematik ve din gibi diğer düşünme disiplinlerinden ayıran bazı temel özellikler bulunmaktadır.

1. Bilim olgusaldır. Bilimde hiçbir hipotez veya teori, gözlem ya da deney sonuçlarına dayanılarak kanıtlanmadıkça doğru kabul edilemez.
2. Bilim mantıksaldır. Ulaştığı sonuçların kendi içinde tutarlı olmasını ister, birbiriyle çelişen iki önermeyi doğru kabul etmez. Hipotezi doğrularken, mantıksal düşünme ve çıkarsama kurallarından yararlanır.
3. Bilim objektiftir. Bilimsel olma iddiasına sahip her “sonuç” veya “doğru” güvenilir olmalı, bir kişi veya grubun tekelinde değil, kamunun ve meslek çevresinin soruşturmasına açık ve elverişli olacak biçimde dile getirilmelidir.
4. Bilim eleştiricidir. Ne kadar akla uygun görünürse görünsün, her sav ya da teori karşısında eleştirel tutumunu elden bırakmaz. Bilimde her teori veya görüş, olgular tarafından desteklendiği sürece doğru kabul edilir.
5. Bilim genelleyicidir. Tek tek olgularla değil, olgu türleriyle ilgilenir. Bu nedenle sınıflama, bilimsel araştırmanın ilk adımını oluşturur. Bilim açısından tek bir olgunun kendi başına önemi yoktur. Ancak incelenen olgu bir “olgu sınıfı”na üyeyse, bir genellemeyi doğrulama ya da yalanlama işleminde kanıt görevi görüyorsa önemlidir.
6. Bilim seçicidir. Bir olgunun bilimsel veri niteliği kazanabilmesi için, incelenen bir probleme ilişkin olması ya da bir hipotez veya teorinin test edilmesinde kanıt değeri taşıması gerekir.

Çağdaş dünyada bilimden beklenen şey, daha fazla olgusal bilgi getirmesi, mümkün olduğu kadar bunların herkesin yararına uygulanabilir olmasıdır. Çünkü insanoğlu bilimden, doğaya hakim olma çabalarının yarattığı riskleri öngörmeyi ve gerektiğinde önlemeyi beklemektedir. Bilimin bir başka önemli yanı, güçlü bir düşünme metodu olmasıdır. Bilimsel düşünme disiplini kazanmış bir kimse önce gerçeğe dönüktür, olaylara saygı duyar, yargılarında tutarlı ve ihtiyatlıdır, olgulara dayanmayan genellemelerden kaçınır, ne kadar gerçek gibi görünse de önyargılara ve dogmalara saplanmaz. Çünkü bilimsel düşünce, rasyonel bir dünya görüşüne dayanır, doğada olup biten olayları yine doğal olaylara başvurarak açıklar. Özetle bilimsel düşünce, bilimsel metodun sağladığı güvenilir bilgiyle, olguları anlama, bulma ve doğrulama yöntemidir. Bu denli sıkı kurallara dayanan bilim ve bilimsel düşünme konusunda, çeşitli fikir ayrılıkları da bulunmaktadır. Bir yanda, bilimi “bilgiye giden tek yol” veya “yaşamın en güvenilir rehberi” kabul edenler vardır; diğer yanda ise bilimden korkan, kuşkulanan, değersiz veya zararlı kabul edenler yer alır.

Tarih boyunca bilime yöneltilen suçlamalar dört ana başlıkta toplanabilir.

1. Bilimin teknolojideki uygulamalarının yol açtığı endüstriyel düzende, insanlığın yüzyılların derinliğinden süzülüp gelen entelektüel, moral ve sanat değerleri hızla kaybolmakta; yerlerine köksüz, çok kere anlamsız ve geçici bir takım davranış, düşünme ve duyuş biçimleri geçmektedir.
2. Bilim, insanların daha rahat ve güvenli yaşaması için birçok kolaylıklar sağlamak yanında toptan yok olma gibi bir sonucun tehlikesini de getirmiştir.
3. Bilim materyalisttir, hiç değilse materyalist bir dünya görüşüne yol açacak niteliktedir. Bilimde evreni ve evrendeki düzeni tanrısal bir kuvvetle değil, nedeni gene doğada olan mekanik kuvvet ve hareketlerle açıklama yoluna gidilir. Bu ise ruhun evren içindeki yerini, dolayısıyla tanrıyı yansıtan insan varlığının önemini yadsıma demektir.
4. Bilimsel betimleme ve açıklamaya konu olgular, çoğu kez ya yaşantımız dışında kalan, ya da yaşantımızın sadece herkese açık, nesnel ve genel yanlarını kapsayan olgulardır. Bu nedenlerle yaşantımızın asıl sıcak ve canlı içeriğini oluşturan öznel, bireysel, ilgi ve değer yargılarımıza bağlı olgular ise bilim dışı kalmakta, dolayısıyla insan kendini tanıma olanağını kaybetmekte, kendi gerçeğine yabancılaşmaktadır.

Bilim insanları, bu saldırı ve suçlamalara genellikle kayıtsız kalmakta, suçlayanları, bilimin entelektüel güzelliğini, moral ve insancıl üstünlüğünü anlayacak eğitimden yoksun kabul ederek kendilerini savunmaktadır. Oysa bilim insanları, elde ettikleri sonuçları ve kullandıkları yöntemleri yalnız kendilerinin anlayacağı dil ve biçimde değil; tüm insanlara hitap edecek şekilde sunma ve bilimsel düşüncenin yaratıcı niteliklerini anlatma yoluna gitmelidir.

Araştırma Modeli Oluşturma Nasıl Yapılır? Araştırma Süreç ve Teknikleri Nelerdir?
Araştırma Yöntemi Nasıl Olmalıdır? Araştırmanın Amacı ve Hipotezi Nedir?
Evren ve Örneklem Oluşturma Nasıl Yapılır? Kaynak Taraması Nasıl Yapılır?
Problemin Önemi Nedir? Varsayımlar ve Sınırlılıklar Nasıl Olmalıdır?
Verilerin İşlenmesi, Çözümü, Yorumlanması Nasıl Yapılır? Verilerin Toplanması Nasıl Olmalıdır?
Bilim İnsanı (Bilimci) Nasıl Tanımlanır ? Bilimin Amacı ve Kapsamı Nedir?
Bilimsel Araştırma Yapma İlkeleri Nelerdir? Bilimsel Araştırmada Etik Nedir?
Bilimsel Araştırmanın Amacı Nedir? Bilimsel Araştırmanın Türleri Nelerdir?
Tez Nedir ? Tez Hazırlama Süreci Nasıl Olmalıdır?
Tez Analizi ve Veri Toplama Nasıl Yapılır ? Tez Yazarken Dikkat edilmesi Gerekenler Nelerdir ?
İntihal Nedir? Tespiti Nasıl Yapılır? Literatür Taraması Nasıl Yapılır?
Tez Konusu Nasıl Seçilir? Tez Savunması Nasıl Yapılır?
Tez Özeti Örnekleri Tez Önsöz ve Teşşekür Örnekleri
www.uludagtezmerkezi.com Bir UTM akademik danismanlik hizmetidir.